1. Haberler
  2. Gündem
  3. CHP Kurultayı’na iptal kararı… Özgür Özel: “Türk demokrasisi adına kara bir gündeyiz, bizim suçumuz, kurulduğu günden beri AK Parti’yi ilk kez yenmek”

CHP Kurultayı’na iptal kararı… Özgür Özel: “Türk demokrasisi adına kara bir gündeyiz, bizim suçumuz, kurulduğu günden beri AK Parti’yi ilk kez yenmek”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, istinafın mutlak butlan kararının ardından yaptığı açıklamada, "Saray rejimine, AK Parti’nin kara düzenine verdiğimiz rahatsızlıktan da son derece memnunuz. Bugün Türk demokrasisi adına kara bir gündeyiz. Ne bizim suçumuz? Bizim suçumuz 47 yıl sonra partiyi birinci parti yapmak. Bizim suçumuz, kurulduğu günden beri AK Parti’yi ilk kez yenmek. Hani o günden bugüne bize çocuk sevdirmiyorlar ya, bizim suçumuz bu. Bizim suçumuz emeklilerin, asgari ücretlilerin, köylülerin, esnafların, gençlerin umudu olmak" dedi.

CHP Kurultayı’na iptal kararı… Özgür Özel: “Türk demokrasisi adına kara bir gündeyiz, bizim suçumuz, kurulduğu günden beri AK Parti’yi ilk kez yenmek”
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

(ANKARA) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, istinafın mutlak butlan kararının ardından yaptığı açıklamada, “Saray rejimine, AK Parti’nin kara düzenine verdiğimiz rahatsızlıktan da son derece memnunuz. Bugün Türk demokrasisi adına kara bir gündeyiz. Ne bizim suçumuz? Bizim suçumuz 47 yıl sonra partiyi birinci parti yapmak. Bizim suçumuz, kurulduğu günden beri AK Parti’yi ilk kez yenmek. Hani o günden bugüne bize çocuk sevdirmiyorlar ya, bizim suçumuz bu. Bizim suçumuz emeklilerin, asgari ücretlilerin, köylülerin, esnafların, gençlerin umudu olmak” dedi.

İstinaf mahkemesinin CHP 38. Olağan Kurultayı’nı iptal etmesinin ardından, Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında toplanan MYK beş saat sürdü. Toplantı sonrası CHP Genel Merkezi’nde kameraların karşısına geçen Özel, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Rejime, saray rejimine, AK Parti’nin kara düzenine verdiğimiz rahatsızlıktan da son derece memnunuz. Bugün Türk demokrasisi adına kara bir gündeyiz. Bugüne nasıl geldiğimizi kısaca özetlemek isterim. Bizim hikayemiz Mayıs 2023’te başladı. Mayıs 2023’te, 14’ünde bilemediniz 28’inde, Türkiye’yi Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında büyük bir zaferle birlikte yeniden ayağa kaldırmaya, demokratikleştirmeye, zenginleştirmeye, o seçimi kazanmaya çok istekliydik. Bütün Türkiye istekliydi, bir değişim umudu vardı. Ancak o seçimleri kazanamadık, kaybettik. O seçimlerin kaybında en büyük sorumluluk Cumhuriyet Halk Partisi’ndeydi ve millet, o günlerde yaptığım bir tanımlamayla, partimizden, siyasetten bir duygusal kopuş yaşamaktaydı.

“BİZ CHP DEĞİŞMELİDİR DEDİK”

*]:pointer-events-auto R6Vx5W_threadScrollVars scroll-mb-[calc(var(–scroll-root-safe-area-inset-bottom,0px)+var(–thread-response-height))] scroll-mt-[calc(var(–header-height)+min(200px,max(70px,20svh)))]” dir=”auto” data-turn-id=”request-WEB:2d2c83dc-70d6-49fa-bf4f-ee9bd24194bc-10″ data-turn-id-container=”request-WEB:2d2c83dc-70d6-49fa-bf4f-ee9bd24194bc-10″ data-testid=”conversation-turn-22″ data-scroll-anchor=”false” data-turn=”assistant”>

Emekliler örneğin öğretmenevine çıkmamaya, kahvede buluşmamaya, otursalar da konuşmamaya, yolda giderken yerde olmayan gazoz kapağına tekme atmaya, birbirine bakmamaya; herkes ‘Bir yolunu bulursam gideceğim, bir daha sandığa gitmeyeceğim, mümkünse yurt dışına gideceğim’ demeye başlamıştı. Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir öz eleştiri yapması lazımdı ve bu özeleştirinin milletin gönlünde kabul görmesi lazımdı, yoksa olmayacaktı. Anketler yüzde 12’leri, 13’leri; protesto oyları yüzde 40’ları göstermekteydi. Halen daha bütün kurumların ellerinde, arşivlerinde mevcut. Bu duygu durumu içerisinde biz ‘CHP değişmelidir’ dedik. Sonra bu sözlerimiz tepki görünce görevi hep birlikte biz üstlendik, bir yola çıktık. Yola çıktığımızda aday olacak imzayı dahi toplayamayacağımızı, mevcut delege yapısıyla 60 imzayı bulamayacağımızı, aday dahi olamayacağımızı söylediler. Bütün kampanya boyunca bütün Türkiye’yi gezdik, bütün il kongrelerini gezdik. Kazandırırsak ne yapacağımızı, nasıl yöneteceğimizi, ne hedefleyeceğimizi açık açık paylaştık.

“BEN DELEGENİN VİCDANINA GÜVENDİM”

Dediler ki: ‘Bu delegeyi ikna edemezsiniz.’ Dedik ki: ‘O delegeyi zaten biz ikna etmeyeceğiz. O delegeyi onu tıraş eden berberi ikna edecek. O delegeyi asansörde karşılaştığı, bir kat altında oturan üniversite öğrencisi, asansörde üç kat çıkarken ikna edecek. O delegeyi kurultaya yollayan torunu, evladı, kızı olduğu ikna edecek. Eşi, ‘Hakkımı helal etmem’ diyerek yollayacak; yanına yolluk koyarken Ankara’ya giderken ‘Değişim olmazsa gelme’ diye gönül koyarım diye yollayacak ve o delege, o şehirde ikna edilecekti. Ben delegelerimizi buraya çağırırken, ‘En güvendiğinizle konuşun, öyle gelin’ dedim. Ben onların vicdanına güvendim. Biz onların vicdanına güvendik. Kurultay salonunun en beklenmedik, en organik, en kendiliğinden ve en etkileyici sesini siz de hatırlıyorsunuz, ben de hatırlıyorum. O koca salon, o aşağıda yerini almış delege dakikalarca, saatlerce ‘Delege sokağın sesini dinle’ diye bağırdı. O delege kabine girdi; vicdanının, evladının, torununun, komşusunun, berberinin ve sokağın sesini dinledi. Delege değişime karar verdi. O değişim kurultayından sonra hiç huyumuz değildir, hiç haddimiz değildir; şu kadar kibir yapmadık. Bizim sevincimizin, bizim galibiyetimizin kimsenin mağlubiyeti olmasını istemedik. Ama o günlerde hep bana şunu söylüyorlardı: ‘Sana devlet geldi.’ Devlet dediğin binadır diyordum ben. ‘Devlet bana nasıl gelsin?’

“O GECEKİ KAZANCIMIZ SİYASİ PARTLER REJİMİNİN KAZANCIYDI”

CHP’deki değişime birileri izin vermezse o değişim olmazmış. ‘İzin aldın mı, konuştun mu, soruştun mu?’ Biz bu müesses nizamın çarkına çomağı orada soktuk. Biz, Türkiye’de ana muhalefet partisinin kimsenin kimseden icazet almadan, Türkiye’nin kurucu partisinin kimsenin onayını almadan değişebileceğini ve Türkiye Cumhuriyeti’nde bir siyasi partinin mevcut genel başkanının yarışla değiştirilebileceğini bütün Türkiye’ye ve dünyaya gösterdik. O geceki kazancımız, Türkiye demokrasisinin, Türkiye’deki siyasi partiler rejiminin kazancıydı. Ama ‘Biz onay vermeden, biz ‘he’ demeden, bizden onay almadan değişim olmaz’ diyenler, o gece Cumhuriyet Halk Partisi’ne ve güçlü siyasal partiler geleneğimize savaş açmaya niyetlenmişler. Sonradan bunu da öğrendik, bunu da gördük. Önümüzde vakit yoktu. Dört ay vardı ve sözümüz vardı. Nasıl ki Ecevit, 1970’lerde ikisi yerel, ikisi genel girdiği dört seçimin dördünden de bu partiyi birinci çıkardıysa, biz de çıkaracağız; yapmazsak bu işi bırakacağız demiştim. Kadınlara, gençlere, bilime güvenerek büyük bir özgüvenle yerel seçimlerde hem adayları belirledik hem ittifak aradık. Kötü söz işittik ama duymadık. Asla cevap vermedik. Herkese, sevene sevmeyene can sağlığı diledik, önümüze baktık ve inandığımızı, vatandaşın bize güveninin boşa olmadığını dosta da olmayana da gösterdik.

“ESAS ÇOMAĞI ORADA SOKTUK”

1 Nisan’da felaket bekleyenler, kayıp bekleyenler, ‘1 Nisan’dan sonra orada oturamaz’, ‘Cumhuriyet tarihinin en kısa genel başkanlığını yapacak’ diyenler; 1 Nisan akşamı ekranlarda, TRT ekranlarında, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin hiçbir siyasi partiye nasip olmayan en büyük yerel seçim başarısını gördüler. Nüfusun yüzde 65’i, ekonominin yüzde 84’ü… Ve o müesses nizamın, AK Parti’nin kara düzeninin; yoksulu daha yoksul yapan, işsizi işsiz yapan, emekliyi gittikçe fakirleştiren, emeği sömüren, bizim sahip çıkacaklarımızı kaybettirip sahip olduklarına daha çok kazandıran kara düzenine, AK Parti’nin kara düzenine esas çomağı da orada soktuk.

“BİZİM SUÇUMUZ AK PARTİ’Yİ İLK KEZ YENMEK”

Bunu görmeyen, bilmeyen, duymayan, yaşamayan var mı? Ne bizim suçumuz? Bizim suçumuz 47 yıl sonra partiyi birinci parti yapmak. Bizim suçumuz, kurulduğu günden beri AK Parti’yi ilk kez yenmek. Hani o günden bugüne bize çocuk sevdirmiyorlar ya, bizim suçumuz bu. Bizim suçumuz emeklilerin, asgari ücretlilerin, köylülerin, esnafların, gençlerin umudu olmak. Bugün bu suçun cezası kesilen kadrolar ve bedel ödemesi gerektiren, bu partinin başından uzaklaştırılmaya çalışılan kadrolar; delege tarafından sokağın sesini dinleyerek, torunların hatırına, evlatların hatırına, ‘Galiba bu sefer bunlar kazanabilir’ denen o duygunun hatırına göreve getirilmiş olan; yaş ortalaması o gün 42 olan, yarısı kadın yarısı erkek olan ve kaybetmeyi kabul etmeyen, bundan sonra kaybetmeyeceğine inanan kadrolardır. Bizim suçumuz, günahımız bu. Bununla uğraşıyorlar.”

(SÜRECEK) 

CHP Kurultayı’na iptal kararı… Özgür Özel: “Türk demokrasisi adına kara bir gündeyiz, bizim suçumuz, kurulduğu günden beri AK Parti’yi ilk kez yenmek”
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.