(TBMM) – Yeni Yol Grubu Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ, AP Genel Kurulu’nda kabul edilen Türkiye raporuna ilişkin, “Bu metni alelade, ciddiyetsiz bir kağıt parçası gibi görmek siyasi bir basiretsizlik olur” dedi.
Yeni Yol Grubu Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, Avrupa Parlamentosu Genel Kurulunda kabul edilen 2025 Yılı Türkiye Raporu’na ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Raporun, Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu’nda 381 kabul, 107 aleyh ve 171 üyenin çekimser kalmasıyla kabul edildiğini hatırlatan Özdağ, “Avrupa Parlamentosu vekilleri, Avrupa Birliği üyesi ülkelerden doğrudan yapılan demokratik seçimlerle göreve gelen, arkalarında ciddi bir halk iradesi barındıran isimlerdir. Dolayısıyla bu metni alelade, ciddiyetsiz bir kağıt parçası gibi görmek siyasi bir basiretsizlik olur” ifadelerini kullandı.
Rapordaki evrensel tavsiyelerin hamasetle örtülmeye çalışıldığını savunan Özdağ, iktidarın dış politika tutumunu eleştirdi.
Selçuk Özdağ, 36 sayfalık raporda yer alan, milli ve manevi değerlere, kutsallara aykırı hiçbir söylemi kabul etmelerinin mümkün olmadığını dile getirerek, “Ancak sırf bu maddeleri bahane ederek raporun hukuktan adalete, insan haklarından ekonomik istikrara, dış politikadan iklim değişikliğine kadar uzanan ve hakikate matuf evrensel tavsiyelerinin, sırf işlerine gelmediği için yargı bağımsızlığımıza ve egemenlik haklarımıza müdahale kabilinden bir yaygaraya getirilmesini de asla kabul etmiyoruz” şeklinde konuştu.
Rapora ilişkin, “Avrupa Parlamentosu bize el sallayamaz, dil uzatamaz, bize ders veremez, yargımız bağımsızdır, egemenliğimize halel getirtmeyiz” şeklinde hamasi söylemlerde bulunulduğunu söyleyen Selçuk Özdağ, şöyle devam etti:
“İyi de siz Avrupa Birliği’ne girmek için bu fasılları açmadınız mı? Onlarla aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne, AİHM’e imza atmadınız mı bunlara? AİHM’i tanımadınız mı? Tanıdınız. Avrupa Birliği ile, tabii Avrupa Parlamentosu ile alakanız kalmadı sizin, varsa yoksa Trump Amca’nız var, varsa yoksa Sam Amca’nız var, Amerika’nız var, ve oralara sırtınızı dayayarak bugün Türkiye’de kendi insanınıza karşı çok rahat kabadayılık yapabiliyorlar, bu kabadayılığı herkese eşit yapın bakalım, göreyim sizi.”
“TÜRKİYE, BASINI ÇOK VAHİM DURUMDA OLAN ÜLKELER ARASINDA”
Raporda atıf yapılan uluslararası endeksleri sıralayan Özdağ, basın özgürlüğü ve yolsuzluk verilerine ilişkin, şunları söyledi:
“Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi: Raporda Sınır Tanımayan Gazeteciler tarafından yayımlanan 2025 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ne açık bir atıf var. Yalan mı bu? Uluslararası örgütün açıkladığı o endekste Türkiye, değerlendirilen 180 ülke arasında maalesef 159. sırada yer almaktadır. Ülkemiz bu sıralama ile kırmızı kategoriye, yani basını çok vahim durumda olan ülkeler arasına sokuldu. Ulusal medyanın yüzde 90’a yakınının şu anda hükümet yanlısı veya hükümet kontrolü altında olduğunu gösteren raporlardan derin endişe duyulduğu yazıyor mesela metinde. Gazetecilere yönelik devam eden kovuşturma, sansür ve baskılar işleyen bir demokratik toplumu yok ediyor.
Yolsuzluk Algı Endeksi: Raporda Uluslararası Şeffaflık Örgütü tarafından daha yeni, 10 Şubat 2026’da yayımlanan 2025 Yolsuzluk Algı Endeksi’ne de atıf var. Türkiye bu endekste 100 üzerinden sadece 31 puan alarak 182 ülke içerisinde 124. sırada yer demiştir. Buradan iktidara ve meclis sıralarına soruyorum: Zamanında, yani 2016 yılında siyasi ahlak yasası Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kanunlaşsaydı, kamu ihale süreçlerinin, siyasi partilerin finansmanının, yargının, kamu yönetiminin ve inşaat sektörünün dürüstlüğünü iyileştirme ihtiyacı bugün tokat gibi yüzümüze vurulur muydu?
“ALT DERECE MAHKEMELERİNİN AYM KARARLARINI REDDETMESİYLE ANAYASAL DÜZEN TEHLİKEDE”
Yargı Paketleri ve AYM Krizi: Türk hükümeti tarafından tam 11 tane yargı paketi yürürlüğe konuldu. 12’ncisi de Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına takdim edildi. Buna rağmen yargı bağımsızlığının özellikle endişe verici olmaya devam ettiği raporda açıkça belirtiliyor. Alt derece mahkemelerinin Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamayı reddetmesiyle AYM’nin otoritesinin sarsıldığı ve ülkenin anayasal düzeninin tehlikeye girdiği ifade ediliyor.
Anayasa Mahkemesi’nin 15 üyesini kim atıyor? Bu 15 üye 2017 referandumuyla değiştirildi. Peki Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu? 2010’da farklı atanıyordu, 2017’deki anayasa referandumunda farklı olarak atanıyordu. Tamamı hükümet ağırlıklıdır, Sayın Cumhurbaşkanı ağırlıklıdır ve aynı zamanda Adalet Bakanı, Adalet Bakan Yardımcısı ağırlıklıdır. Ya böyle bir yerden, Anayasa Mahkemesinden veya Hakimler ve Savcılar Kurulundan objektif, tarafsız ve bağımsız kararların çıkmasını bekleyebilir miyiz? Buna rağmen yine de elimizi vicdanımıza koyduğumuz zaman, sorduğumuzda da bu insanlar hakikaten doğru kararlar vermeye gayret sarf ediyorlar. Her türlü baskıya, her türlü korkutulmaya, her türlü şantaja rağmen burada mahkeme üyelerini de Hâkimler ve Savcılar Kurulu üyelerini de tebrik ediyorum.”




